Ozon O3

Sıkça Sorulan Sorular

Ozon Nedir?

Normalde soluduğumuz 2 atomlu oksijenden farklı olarak ozon, üç atomlu oksijen halkasıdır. Etrafımızdaki oksijen, atmosferin üst tabakasına çıktığında ve güneşin ultraviyole ışınına maruz bırakıldığında, oksijen doğal olarak ozona dönüşür. Tamamen oksijenden oluştuğu için ozon bazen aktif oksijen olarak da adlandırılır. Ozon dünyadaki ikinci en kuvvetli sterilanttır. Görevi bakteri, virüs ve kokuları yok etmektir. Ozon havadan daha ağır olduğu için doğal olarak yeryüzüne geri iner. Havamızı ve suyumuzu doğal olarak temizleyen ozondur.

Gök gürültülü fırtınalarda şimşek çaktığında doğal olarak ozon açığa çıkar.

Bir fırtına sonucu ozonun doğal oluşumunu temiz bir yağmur kokusu olarak fark ederiz. Ozon soluduğumuz havayı temizlemenin en doğal yoludur.

Devamını oku...

Ozonun Etkileri

Ozon Nerelerde Etkilidir?

Atmosferdeki ozon tabakası ölümcül radyasyondan yeryüzünü korur.
Ozon ; bakteri, virüs, küfleri yok eder, sporları, mantarı, sigara dumanı, egsoz gazı gibi havadaki kötü kokuları, yağları ve sudaki kontaminantları elimine eder, demir, sülfür, mangan ve hidrojen sülfatı oksidize eder.
Su temizliğinde ozon suyu temizler, parlaklığını ve tazeliğini korur.

Devamını oku...

SSPE ve Ozon Tedavisi

SSPE Nedir?

SSPE (subakut sklerozan panansefalit), kızamık infeksiyonunun oldukça nadir görülen yan etkilerinden olup, genelde ölümle sonuçlanan, santral sinir sisteminin yavaş virus infeksiyonlarındandır.

Erkek çocuklarda kızlara göre yaklaşık 3 kat fazla izlenir. Kızamık enfeksiyonu geçirildikten yaklaşık 2-21 yıl sonra ortaya çıkan SSPE, genç erişkinlerde de görülebilmesine rağmen , çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıkar. SSPE çoğunlukla ölümcül hastalık olmasına rağmen %5-10 vakada hiçbir tedavi olmasa bile kendiliğinden durakladığı vakalar mevcut. Son yıllarda destek tedavileri ile bu oranın %20-30 civarında olduğu belirtilmektedir. Kızamık enfeksiyonu geçiren çocukta santral sinir sistemine yerleşen virusun uzun süren bir dönemden sonra yapısında bulunan M protein (M), glikoprotein (F) ve hemaglutinin (H) olarak adlandırılan yapılarında değişikliler meydana geliyor. Virusun yapısındaki bu değişiklikler sonucu beyin dokusunda protein sentezleyerek çoğalmaya başlıyor. Öncelikle nöron olarak adlandırılan sinir sistemi hücrelerinin çekirdeklerinde (nukleusda) ,daha sonra da akson ve dendrit denilen uzantılarının içinde çoğalıyor. Çoğalan virus nöronları harap ederek klinik beliriler ortaya çıkmaya başlıyor. Harap olan nöronların sayısı arttıkça hastalık ilerliyor. SSPE'nin tedavisinde ortaya çıkan belirtilerin azaltılmasına yönelik destek (semptomatik) tedaviler yanında virusun çoğalmasını azaltan interferon ve bağışıklık sistemini düzenleyen isoprinosin kullanılıyor. interferon ve isoprinosinin ne kadar etkili olduğu konusunda kesin veriler mevcut değil. Ancak bazı hastalarda ilerlemeyi durdurucu etkisi olduğu söyleniyor. Kızamıkvirusu(rubeola), Paramyxoviridae ailesinden zarflı bir RNA virusudur. Yani içinde RNA olarak adlandırılan geni ve dışında lipit tabakadan oluşan zarfı mevcuttur. Zarfın yüzeyinde hemaglütinin (H) ve füzyon (F) glikoproteinlerinin oluşturduğu çıkıntılar vardır. Yüzeydeki H proteini hastanın hücrelerine tutunmayı, F proteini ise hücre içine girmeyi sağlıyor.

Devamını oku...

Ozon Tedavi Yöntemleri

Majör terapi

Belirli miktarlarda bir şişeye veya medikal kan torbasına alınan kan ozonlanarak tekrar dolaşıma verilir yaklaşık 15-20 dakika arasında sürer) herhangi bir yan etkisi olmayan bu uygulama ile kanınız akciğerlerden daha fazla oksijen alarak dokulara bırakır, antioksidan sisteminiz aktif hale geçerek kanınız ve organlarınız oksijen radikallerinden temizlenir, bağışıklık sisteminiz hiç olmadığı kadar düzenlenir ve güçlenir. Dolaşım sistemini oluşturan kan damarlarınızı açarak dolaşımı kolaylaştırır.

Devamını oku...

Ozonun Tıptaki Yeri

Tıbbın gelişmesi ile birlikte hastalıkların tedavisinden daha çok, koruyucu yöntemlerin önemi ortaya çıkmıştır. Aşırı çalışma (beden ve beyin), çevresel yıkıcı faktörler (hava kirliliği, manyetik alanlar, güneş, radyasyon ve kimyasal katkı maddeleri) insan vücudunda tamiri mümkün olmayan hasarlara yol açmakta ve zaman içerisinde birikimler yaparak çeşitli kronik rahatsızlıklara (şeker hastalığı, kanser, romatizmal hastalıklar, Parkinson, Alzheimer, kalp hastalıkları, hiperkolestrolemi, tansiyon v.s.) sebep olmaktadır.

Bu durumlar göze alındığında tüm vücudu birikmiş toksinlerden(zehir) temizleyecek ve ileride karşımıza çıkacak toksinlerden vücudumuzu koruyacak güçlü bir anti-oksidan sistem, iyi oksijenizasyon sağlanmış bir kan ve güçlü bir bağışıklık sistemine ihtiyaç duyduğumuz aşikârdır. İşte bu noktada bu etkilerin tümünü sağlayan ucuz ve yan etkisi olmayan ozon tedavisi karşımıza çıkmaktadır.

Devamını oku...